Şirket değerlemenin ne olduğunu, gelir, piyasa ve varlık yaklaşımlarını ve değerleme sürecini uçtan uca ele alan kapsamlı şirket değerleme rehberi görseli

Şirket Değerleme Nedir ve Nasıl Yapılır?

Şirket değerleme, bir işletmenin ekonomik değerini nesnel ve yöntemli bir yaklaşımla belirleme sürecidir. Amacı; bir şirketin satışında, ortaklık kurulmasında, miras paylaşımında ya da yatırım kararlarında taraflara güvenilir bir referans değer sunmaktır. Bu rehber, şirket değerlemenin ne olduğunu, hangi yöntemlerle yapıldığını ve sürecin uçtan uca nasıl işlediğini kapsamlı biçimde ele alıyor.

Bir şirketin "ne kadar ettiği" sorusu, kulağa basit gelse de yanıtı çoğu zaman sanılandan çok daha karmaşıktır. Aynı ciroya sahip iki şirketin değeri, kârlılıklarına, büyüme potansiyellerine, borç yapılarına ve içinde bulundukları sektöre göre kat kat farklılaşabilir. İşte şirket değerleme, bu farkları görünür kılan ve bir işletmenin gerçek ekonomik değerini yöntemli bir çerçevede ortaya koyan disiplindir. Değerleme; bir hisse satışında pazarlığın temelini, bir ortaklıkta payların adil bölüşümünü, bir miras ya da davada tarafların haklarını ve bir yatırım kararında beklenen getiriyi belirleyen kritik bir çalışmadır. Bu rehber; değerlemenin tanımından yöntemlerine, sürecin işleyişinden değeri etkileyen faktörlere kadar konunun bütününü ele alarak sağlam bir başvuru noktası sunmayı amaçlıyor. İçerik genel bilgilendirme niteliğindedir; yasal ve mali sonuç doğuracak değerlemeler için lisanslı bir uzman desteği gerekir.

Şirket Değerleme Nedir?

Şirket değerleme, en geniş anlamıyla, bir işletmenin ya da işletme payının parasal değerini belirlemek amacıyla yürütülen sistematik bir analiz sürecidir. Bu analiz; şirketin finansal tablolarını, nakit üretme kapasitesini, varlıklarını, borçlarını, büyüme beklentilerini ve içinde bulunduğu sektörün koşullarını bir arada değerlendirir. Sonuçta ortaya çıkan değer, bir "kesin fiyat" değil, kabul görmüş yöntemlere dayanan gerekçeli bir tahmindir.

Değerleme ile fiyat arasındaki ayrım, bu konunun en çok karıştırılan noktasıdır. Değer, bir şirketin yöntemli bir analizle hesaplanan ekonomik büyüklüğüdür; fiyat ise alıcı ve satıcının pazarlık sonunda üzerinde anlaştığı gerçek tutardır. İyi bir değerleme, fiyatı belirlemez ama pazarlığın gerçekçi bir zeminde yürümesini sağlar. Değeri bilmeyen bir satıcı şirketini olması gerekenden ucuza elden çıkarabilir; değeri bilmeyen bir alıcı ise fazla ödeme riskiyle karşılaşır. Bu nedenle değerleme, tarafların hangi noktada buluşacağını değil, hangi aralıkta pazarlık etmeleri gerektiğini gösteren bir pusuladır.

Şirket değerlemenin bir diğer belirleyici özelliği, amaca göre şekillenmesidir. Aynı şirket; bir satış için, bir ortaklık için, bir kredi teminatı için ya da bir dava için değerlendirildiğinde, kullanılan yöntem ve varsayımlar farklılaşabilir. Bu yüzden bir değerleme çalışmasının ilk adımı her zaman "değerleme neden yapılıyor" sorusunu netleştirmektir. Amaç netleşmeden seçilen yöntem, doğru hesaplanmış olsa bile yanlış soruya yanıt verme riski taşır.

Şirket Değerleme Neden Yapılır?

Şirket değerleme, çok sayıda farklı ihtiyaçtan doğar ve her ihtiyaç değerlemeye kendi bakış açısını katar. En sık karşılaşılan gerekçeler, bir şirketin yaşam döngüsünün dönüm noktalarında ortaya çıkar. Aşağıdaki durumlar, bir işletmenin değerinin belirlenmesini zorunlu ya da son derece faydalı kılan başlıca nedenlerdir.

  • Satış ve devir: Bir şirketin ya da hisselerin tamamının veya bir kısmının satışında, değerleme pazarlığın temelini oluşturur.
  • Ortaklık ve yatırım: Yeni bir ortağın girişinde ya da bir yatırımcının pay almasında, şirketin değeri payların adil biçimde belirlenmesini sağlar.
  • Birleşme ve devralma: İki şirketin birleşmesinde ya da birinin diğerini satın almasında, her iki tarafın değeri sürecin belkemiğidir.
  • Miras ve pay bölüşümü: Kuşak geçişinde ya da ortaklar arası ayrılıkta, şirket değeri hakların adil paylaşımına dayanak oluşturur.
  • Hukuki uyuşmazlık ve dava: Ortaklık davalarında ya da tazminat hesaplarında, bilirkişi değerlemesi belirleyici rol oynar.
  • Finansman ve teminat: Kredi ya da yatırım başvurularında, şirketin değeri finansal kuruluşlar için bir referans noktasıdır.

Bu gerekçelerin ortak paydası, tarafların ortak ve nesnel bir referansa duyduğu ihtiyaçtır. Değerleme olmadan yürütülen bir satış ya da ortaklık pazarlığı, çoğu zaman duygusal beklentiler ve öznel varsayımlar üzerinde tıkanır. Kabul görmüş bir yöntemle hazırlanmış bir değerleme ise tartışmayı somut verilere taşır ve tarafların ortak bir zeminde buluşmasını kolaylaştırır. Değerleme amaçlarının her birinin sürece nasıl yansıdığını ayrıntılı biçimde ele alan içeriğimizde, farklı senaryoların değerlemeyi nasıl şekillendirdiğini bulabilirsiniz.

Şirket değerleme analizinde kullanılan finansal piyasa ve fiyat hareketleri grafiği
Değerleme yöntemleri; şirketin finansal verilerini piyasa çarpanları ve gelecekteki nakit akışlarıyla ilişkilendirir.

Şirket Değerleme Yöntemleri

Şirket değerlemede kullanılan yöntemler, üç temel yaklaşım altında toplanır: gelir yaklaşımı, piyasa yaklaşımı ve varlık yaklaşımı. Bu yaklaşımların her biri, bir şirketin değerine farklı bir pencereden bakar; hiçbiri tek başına mutlak doğru değildir. Deneyimli bir değerleme uzmanı, çoğu zaman birden fazla yöntemi birlikte kullanır ve sonuçları karşılaştırarak gerekçeli bir değer aralığına ulaşır. Bu yöntemlerin tümünü daha ayrıntılı ele alan degerleme yontemlerine genel bakis içeriğimiz, her bir yaklaşımın hangi durumda öne çıktığını açıklar.

Gelir Yaklaşımı (İndirgenmiş Nakit Akışı)

Gelir yaklaşımı, bir şirketin değerini gelecekte üreteceği nakit akışlarına dayandırır. Bu yaklaşımın en bilinen yöntemi, indirgenmiş nakit akışı (İNA / DCF) analizidir. Mantığı şudur: bir şirket, gelecekte ne kadar nakit üretebiliyorsa o kadar değerlidir ve gelecekteki paranın bugünkü değeri, bir iskonto oranıyla hesaplanır. DCF, şirketin gelecekteki performansına odaklandığı için özellikle büyüme potansiyeli yüksek ve nakit akışı öngörülebilir işletmeler için güçlü bir yöntemdir. Ancak gücü kadar hassasiyeti de yüksektir; kullanılan büyüme ve iskonto varsayımlarındaki küçük değişiklikler sonucu belirgin biçimde etkiler.

Piyasa Yaklaşımı (Çarpan Yöntemi)

Piyasa yaklaşımı, bir şirketin değerini benzer şirketlerin piyasada işlem gördüğü değerlerle karşılaştırarak belirler. Bu yaklaşımda, sektördeki benzer şirketlerin ya da gerçekleşmiş işlemlerin çarpanları kullanılır; en yaygın olanları FAVÖK (EBITDA), net kâr ve ciro çarpanlarıdır. Örneğin bir sektörde şirketler ortalama olarak FAVÖK'ünün beş katına el değiştiriyorsa, değerlenen şirketin FAVÖK'ü bu çarpanla çarpılarak bir değer tahmini elde edilir. Piyasa yaklaşımının en büyük avantajı, gerçek piyasa verilerine dayanması ve anlaşılır olmasıdır; en büyük zorluğu ise gerçekten karşılaştırılabilir şirket ve işlem bulmaktır.

Varlık Yaklaşımı (Net Aktif Değer)

Varlık yaklaşımı, bir şirketin değerini sahip olduğu varlıkların değerinden borçlarını çıkararak hesaplar. Net aktif değer yöntemi olarak da bilinen bu yaklaşım, şirketin bilançosundaki varlıkların güncel piyasa değerlerine göre yeniden değerlenmesine dayanır. Bu yöntem özellikle varlık yoğun şirketlerde, gayrimenkul ya da makine parkı ağırlıklı işletmelerde ve faaliyeti durmuş ya da tasfiye edilecek şirketlerde anlamlıdır. Buna karşılık, değerinin büyük kısmı marka, müşteri ilişkileri ya da insan kaynağı gibi maddi olmayan varlıklardan gelen şirketlerde, varlık yaklaşımı tek başına gerçek değeri yansıtmakta yetersiz kalır.

YaklaşımDeğerin KaynağıEn Uygun Olduğu Durum
Gelir (DCF)Gelecekteki nakit akışlarıBüyüyen, nakit akışı öngörülebilir şirketler
Piyasa (Çarpan)Benzer şirket ve işlem verileriKarşılaştırılabilir örneğin bol olduğu sektörler
Varlık (Net Aktif)Varlık ve borçların net değeriVarlık yoğun ya da tasfiye edilecek şirketler

Şirket Değerleme Süreci Nasıl İşler?

Sağlam bir değerleme, gelişigüzel bir hesap değil, belirli aşamaları izleyen disiplinli bir süreçtir. Her aşama, bir sonrakinin güvenilir bir temele oturmasını sağlar. Sürecin şeffaf ve yapılandırılmış olması, ortaya çıkan değerin taraflarca kabul edilebilirliğinin en önemli güvencesidir. Değerin adım adım nasıl hesaplandığını daha somut biçimde ele alan firma degerinin nasil hesaplandigi içeriğimiz, sürecin sayısal yönünü ayrıntılandırır.

Sürecin ilk aşaması, değerlemenin amacının ve kapsamının netleştirilmesidir. Değerlemenin bir satış için mi, bir ortaklık için mi yoksa bir dava için mi yapıldığı, kullanılacak yöntemi ve varsayımları doğrudan etkiler. Bu aşamada ayrıca değerleme tarihi, değerlenecek payın oranı ve dikkate alınacak koşullar tanımlanır. Amaç ne kadar net tanımlanırsa, sonuç da o kadar isabetli olur.

İkinci aşama, veri toplama ve inceleme aşamasıdır. Şirketin son yıllara ait finansal tabloları, gelir tabloları, bilançoları, nakit akış verileri, sözleşmeleri, varlık envanteri ve borç yapısı ayrıntılı biçimde incelenir. Bu aşamada finansal tabloların normalleştirilmesi kritik önem taşır; şirketin olağan faaliyetiyle ilgili olmayan tek seferlik gelir ve giderler ayıklanarak, işletmenin gerçek ve sürdürülebilir kazanç gücü ortaya konur. Eksik ya da güvenilmez veri, en iyi yöntemin bile sonucunu bozar.

Üçüncü aşamada, şirketin niteliğine ve değerleme amacına uygun yöntem ya da yöntemler seçilerek hesaplama yapılır. Deneyimli bir uzman genellikle tek bir yönteme bağlı kalmaz; birden fazla yaklaşımı uygulayıp sonuçları karşılaştırır. Son aşamada ise elde edilen sonuçlar bir arada değerlendirilerek gerekçeli bir değer ya da değer aralığı belirlenir ve bulgular bir rapor halinde sunulur. Bu bütünsel yaklaşım, tek bir yöntemin sınırlarından kaynaklanabilecek sapmaları dengeler.

Değerlemeyi Etkileyen Başlıca Faktörler

Bir şirketin değeri, yalnızca finansal tablolardaki rakamlardan ibaret değildir. Aynı kârlılığa sahip iki şirketin değeri, taşıdıkları farklı özellikler nedeniyle belirgin biçimde ayrışabilir. Değerlemeyi etkileyen faktörleri anlamak, hem elde edilen sonucu doğru yorumlamak hem de şirketin değerini artıracak alanları görmek açısından önemlidir.

Finansal faktörlerin başında kârlılık, büyüme oranı, nakit akışının istikrarı ve borç yapısı gelir. Yüksek ve istikrarlı bir kârlılık, öngörülebilir bir nakit akışı ve sağlıklı bir borç dengesi, değeri yukarı çeker. Buna karşılık düzensiz gelir, yüksek borçluluk ve zayıf nakit üretimi, değeri aşağı baskılar. Bu göstergeler, alıcının ya da yatırımcının üstleneceği riski doğrudan etkilediği için değerin belirleyici bileşenleridir.

Finansal olmayan faktörler ise çoğu zaman gözden kaçar ama değere en az rakamlar kadar etki eder. Marka bilinirliği, müşteri sadakati ve çeşitliliği, tek bir kişiye ya da müşteriye bağımlılık düzeyi, yönetim ekibinin niteliği, süreçlerin kurumsallaşma derecesi ve pazar konumu, bir şirketin değerini şekillendiren kritik unsurlardır. Örneğin değerinin büyük kısmı tek bir kurucunun kişisel ilişkilerine dayanan bir şirket, kurumsallaşmış bir rakibine göre daha riskli, dolayısıyla göreli olarak daha düşük değerli görülür. Dış faktörler; sektörün büyüme beklentisi, rekabet yoğunluğu, ekonomik konjonktür ve düzenleyici ortam da değeri doğrudan etkiler.

Değerleme Raporu ve Sonuçların Kullanımı

Bir değerleme çalışmasının çıktısı, ulaşılan değerin yanı sıra bu değerin nasıl elde edildiğini açıklayan ayrıntılı bir rapordur. İyi hazırlanmış bir değerleme raporu; kullanılan yöntemleri, dayanılan varsayımları, incelenen verileri ve ulaşılan sonucun gerekçelerini şeffaf biçimde ortaya koyar. Raporun bu şeffaflığı, ortaya çıkan değerin taraflarca ve gerektiğinde üçüncü kişilerce sorgulanabilir ve savunulabilir olmasını sağlar. Bir değerleme raporunun hangi bölümlerden oluştuğunu ve neleri içermesi gerektiğini ele alan sirket degerleme raporu icerigi içeriğimiz, raporun anatomisini ayrıntılandırır.

Değerleme raporunun kullanım alanı, hazırlanma amacına göre değişir. Bir satış ya da ortaklık pazarlığında rapor, taraflar arasındaki müzakerenin nesnel dayanağı olur. Bir mahkeme sürecinde bilirkişi raporu, kararın temel referanslarından biridir. Bir finansman başvurusunda ise rapor, kredi ya da yatırım kararını verecek kuruluşa şirketin değeri hakkında güvenilir bir görüş sunar. Raporun ağırlığı, hazırlayan uzmanın yetkinliğine, kullanılan yöntemin uygunluğuna ve varsayımların gerçekçiliğine bağlıdır.

Birleşme ve devralma görüşmesinde el sıkışan iki iş insanı
Birleşme ve devralma süreçlerinde bağımsız bir değerleme raporu, pazarlığın adil bir zeminde yürümesini sağlar.

Değerleme ile Birleşme ve Devralma İlişkisi

Şirket değerleme, birleşme ve devralma (M&A) süreçlerinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bir şirketin satın alınması ya da iki şirketin birleşmesi söz konusu olduğunda, tarafların masaya oturmasının ön koşulu, her iki şirketin de gerçekçi bir değerinin bilinmesidir. Değerleme olmadan yürütülen bir M&A süreci, tarafların birbirine güvenmesini zorlaştırır ve pazarlığı sağlam bir zeminden yoksun bırakır.

M&A süreçlerinde değerleme, tek bir aşamada bitmez; sürecin farklı noktalarında yenilenir ve derinleşir. İlk değerleme, tarafların ilgisini ve fiyat beklentisini şekillendirir. Ayrıntılı inceleme (due diligence) aşamasında ortaya çıkan bulgular, ilk değerlemenin gözden geçirilmesini ve düzeltilmesini gerektirebilir. Nihai değer, tüm bu incelemelerin ışığında ve pazarlığın seyriyle birlikte netleşir. Değerlemenin M&A sürecindeki rolünü ve bu sürecin bütününü daha ayrıntılı ele almak isteyenler, ma danismanligi hizmetimiz aracılığıyla konunun kapsamlı çerçevesine ulaşabilir.

Uygulama Örneği

Orta ölçekli bir tarım makineleri üreticisi. Anadolu'da faaliyet gösteren, kendi ürün tasarımına ve yaygın bir bayi ağına sahip bir tarım makineleri üreticisi, işletmenin bir bölümünü finansal bir yatırımcıya devrederek büyüme sermayesi sağlamak istiyordu. Ancak kurucular şirketin gerçek değerinden emin değildi; yatırımcının teklifi düşük görünüyor, buna karşılık kuruluşun ellerinde nesnel bir dayanak bulunmuyordu.

Yürütülen çalışmada üç yaklaşım birlikte kullanıldı. Şirketin son yıllara ait finansal tabloları normalleştirilerek gerçek ve sürdürülebilir kazanç gücü ortaya kondu; ardından gelecekteki nakit akışlarına dayalı bir indirgenmiş nakit akışı analizi yapıldı. Aynı zamanda sektördeki benzer işlemlerin FAVÖK çarpanlarıyla bir piyasa karşılaştırması yürütüldü ve makine parkı ile gayrimenkul varlıkları için bir net aktif değer hesabı çıkarıldı. Üç yöntemin sonuçları bir değer aralığında buluştu ve bu aralık, kurucuların pazarlığa güvenle oturmasını sağladı. Sürecin sonunda taraflar, ilk teklifin belirgin biçimde üzerinde, her iki tarafın da savunabildiği bir değer üzerinde anlaştı.

Özetle

Şirket değerleme; bir işletmenin ekonomik değerini gelir, piyasa ve varlık yaklaşımlarıyla nesnel biçimde belirleyen sistematik bir süreçtir. Amacın netleştirilmesiyle başlar, veri incelemesi ve yöntem seçimiyle ilerler ve gerekçeli bir değer ile bir raporla tamamlanır. Değer, kesin bir fiyat değil; satış, ortaklık, miras ya da dava gibi kararlarda taraflara güvenilir bir referans sunan gerekçeli bir tahmindir. En sağlıklı sonuç, çoğu zaman birden fazla yöntemin birlikte kullanılıp karşılaştırılmasıyla elde edilir.

Şirketinizin Değerini Nesnel Biçimde Belirleyelim

Bir satış, ortaklık ya da yatırım kararı öncesinde şirketinizin gerçek değerini yöntemli bir analizle ortaya koymak için 3. Göz Danışmanlık ile bir görüşme planlayın. degerleme icin randevu alin ve kararlarınızı sağlam bir zemine oturtun.

Değerleme Görüşmesi Planlayın

Sıkça Sorulan Sorular

Şirket değerleme ile şirket fiyatı aynı şey midir?
Hayır, bu ikisi farklı kavramlardır. Değer, bir şirketin kabul görmüş yöntemlerle hesaplanan ekonomik büyüklüğüdür; fiyat ise alıcı ve satıcının pazarlık sonucunda üzerinde anlaştığı gerçek tutardır. İyi bir değerleme fiyatı belirlemez, ancak pazarlığın gerçekçi bir aralıkta yürümesini sağlar. Piyasa koşulları, tarafların pazarlık gücü ve aciliyet gibi etkenler, gerçekleşen fiyatın hesaplanan değerden farklı olmasına yol açabilir. Bu nedenle değerleme, tarafların hangi noktada buluşacağını değil, hangi aralıkta pazarlık etmeleri gerektiğini gösteren bir referanstır.
Bir şirketi değerlemek için hangi yöntem en doğrudur?
Tek başına her durum için geçerli tek bir doğru yöntem yoktur; en uygun yöntem şirketin niteliğine ve değerleme amacına göre değişir. Büyüme potansiyeli yüksek ve nakit akışı öngörülebilir şirketlerde gelir yaklaşımı (DCF) öne çıkar; karşılaştırılabilir örneğin bol olduğu sektörlerde piyasa yaklaşımı (çarpan) güçlüdür; varlık yoğun ya da tasfiye edilecek şirketlerde ise varlık yaklaşımı anlamlıdır. Deneyimli bir uzman çoğu zaman birden fazla yöntemi birlikte uygular ve sonuçları karşılaştırarak gerekçeli bir değer aralığına ulaşır. Bu çoklu yaklaşım, tek bir yöntemin sınırlarından kaynaklanabilecek sapmaları dengeler.
Şirket değerleme ne kadar sürer?
Süre; şirketin büyüklüğüne, finansal verilerin düzenli olup olmadığına ve değerlemenin amacına göre değişir. Verileri düzenli ve erişilebilir olan orta ölçekli bir şirket için temel bir değerleme çalışması birkaç hafta içinde tamamlanabilirken, karmaşık yapıdaki ya da birden fazla iş kolu bulunan şirketlerde süreç daha uzun sürer. Bir dava için yapılan bilirkişi değerlemeleri ya da ayrıntılı inceleme içeren M&A değerlemeleri de doğası gereği daha fazla zaman gerektirir. Sürecin en zaman alıcı bölümü genellikle hesaplama değil, verilerin toplanması ve normalleştirilmesidir; verilerin düzenli olması süreci belirgin biçimde hızlandırır.
Küçük bir işletmenin değerlemesi yapılabilir mi?
Evet, işletmenin ölçeği ne olursa olsun değerleme yapılabilir ve çoğu zaman küçük işletmeler için de son derece yararlıdır. Bir satış, ortaklık ya da kredi başvurusu söz konusu olduğunda, küçük bir işletmenin de gerçekçi bir değere ihtiyacı vardır. Küçük işletmelerde değerlemenin kendine özgü zorlukları bulunur: finansal kayıtlar daha düzensiz olabilir, işletmenin değeri büyük ölçüde kurucunun kişisel ilişkilerine bağlı olabilir ve karşılaştırılabilir işlem verisi bulmak güçleşebilir. Bu nedenle küçük işletme değerlemesinde finansal tabloların dikkatle normalleştirilmesi ve kişiye bağımlılık riskinin değere yansıtılması özellikle önem taşır.
Değerleme sonucu neden zamanla değişir?
Şirket değeri, dondurulmuş bir rakam değil, belirli bir tarihteki koşulları yansıtan bir fotoğraftır. Şirketin kârlılığı, büyüme hızı ve borç yapısı zamanla değişir; aynı şekilde sektörün beklentileri, rekabet koşulları, ekonomik konjonktür ve faiz ortamı da sürekli hareket halindedir. Bu nedenle her değerleme belirli bir "değerleme tarihi" için geçerlidir ve koşullar değiştikçe sonuç da farklılaşır. Örneğin faizlerin yükseldiği bir dönemde, gelecekteki nakit akışlarının bugünkü değeri düşeceği için aynı şirketin değeri gerileyebilir. Bu yüzden önemli bir karar öncesinde değerlemenin güncel koşullarla yenilenmesi önerilir.
HB
Hikmet Baydar
Yönetim ve Finans Danışmanı
2005'ten bu yana İstanbul merkezli olarak yönetim ve finans danışmanlığı yürüten 3. Göz Danışmanlık'ın kurucusu Hikmet Baydar; şirket değerleme, finansal analiz, birleşme ve devralma süreçlerinde farklı sektörlerden şirketlere yol gösterir. Bu içerik, alanında deneyimli danışmanların katkısıyla bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Son güncelleme: 9 Temmuz 2026.

Kaynaklar ve Referanslar

  • IVSC — Uluslararası Değerleme Standartları Konseyi (International Valuation Standards). ivsc.org
  • SPK — Sermaye Piyasası Kurulu, değerleme ve sermaye piyasası düzenlemeleri. spk.gov.tr
  • KGK — Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu. kgk.gov.tr
  • Aswath Damodaran — NYU Stern, değerleme ders ve verileri. stern.nyu.edu
  • CFA Institute — Yatırım ve değerleme profesyonelleri standartları. cfainstitute.org
Bu içerik bilgilendirme amaçlıdır ve profesyonel değerleme, mali müşavirlik ya da yatırım danışmanlığı niteliği taşımaz. Yasal ve mali sonuç doğuran değerlemeler (satış, dava, sermaye piyasası işlemleri) için yeminli mali müşavir (YMM) ya da SPK lisanslı bir değerleme uzmanına başvurun. Değerleme yöntemleri ve sonuçları şirketin koşullarına, sektörüne ve değerleme tarihindeki piyasa ortamına göre değişir.